Ama her daim yer ayırmak gereken hiçbirşeye değişilmez lezzet "fırında tahin helvası" ve bir de "sufle" üstüne oh patladık...
Park sorunu yok, lezzet hizmet fiyat dengesi makul, gitmeye üşenmeyin, çok mutlu döneceksiniz!
Bizim gibi burada çalışan burada oturan, "karşı tarafa" başka bir şehir gözüyle bakan Avrupa yakalıları Kadıköy'e geçirmek için yeterli bahane; Çiya'da bir akşam yemeği!
Kadıköy balıkçılar çarşısında yolun bir tarafında lahmacunu ve kebabıyla meşhur Çiya Kebap restoranı diğer tarafında isimleri ve lezzetleriyle alışkın olmadığımız ama bir kez tadlarına vardı mı özlemeden, Çiya'ya gidip yine yeni yeniden yemeden duramadığımız Balkan, Kafkas, Arap mutfaklarından bir dizi yöresel yemek sunan Çiya Sofrası.
Önünden defalarca geçip içine bir kez olsun girmediğiniz Beyoğlu'ndaki nice restorandan biri olabilir Deep! Seçenekler çok geniş elbet ve birini seçmek diğerini kaçırmak demek. Ancak Deep in lezzetlerini ve sıcak atmosferini mutlaka bir tadmak gerek.
Dünya mutfağını "Cafe yemeği" anlayışından çıkarıp zamansız ve yersiz bir tavırla taşıyor tabağa. Pitikareli örtüleri, duvarlara aslını eski eşyaları ,şirin perdeleri ve masalardaki fenerleriyle bir İtalyan, bir İspanyol, bir Türk, sonucta sıcak bi Akdeniz kasabasını Beyoğlu'nda yaşatıyor size.
Cevahir'in kısır yemek seçenekleri sonucu Burger King ya da Kentucky de son bulan arayışlarım yemek keyfinin "0" seviyesinde olduğu mutsuz sonlara sürüklemiştir beni hep. Hal böyle olunca içinde Cevahir geçen bir text in bu blogda yer alacağı, bir başka değişle bu bloga konu olacak bir mekanın Cevahir'de açılacağı kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi.
Gel gör ki deneyim sever yüreyim yeni açılmış bir restaurant görünce beni doğru içeri sürükledi, Barcelos horozuyla tanışmam da işte bu ana denk geldi.
5 senedir ev kavramı içerisinde geçen yılbaşı arkadaş toplaşkılarını bir üst boyuta taşıma girişimimiz az sayıdaki katılımcı için enteresan bir deneyim olarak sonuçlandı.
Bu yazının başlığı ve konusu yılbaşı "yemeğimiz" üzerine kurulu olabilirdi, hatta olması beklenirdi. Ama heyhat.. Abant Petro Club yılbaşı balosundan Elif'in bitli piyadeye raporunda tanımladığı üzere "swissotel new year's welcome party" performansı beklemiyor olsak da yemekleriyle meşhur ilimiz Bolu'nun güzide ilçesinde, nice futbolcumuzu beslemiş bu mutfaktan şahsi beklentim bir nebze olsun yüksek idi. Gel gör ki sayısal anlamda gerçekten zengin olan açık büfeden seçtiğimiz mezeler başarısız kelimesinin manasını tam olarak karşılamakta olup, hayal kırıklıklarımızdan sadece biriydi. Sıcak yemeklerden mezgit Elif'i, ne üdüğü cok da belli olmayan et sote de Erhan ve Deniz'i idare etse de benim tavuk sotemin daha once başka bir yemek halinde servise sunulmuş olma ihtimali yok değildi. Dolayısıyla Erhan'ın bol limon ve zeytin yağıyla harmanladığı salata ve her daim beyaz peyniri takip eden kuryemiş, rakı ve şaraba katık edildi.